|
DOĞAL BİYOAKTİF BESİN TAKVİYESİ "CHITOZAN" :
Ana bileşenler:
Chitosan:..................150 mg
Kapsul Malz..............97 mg
Chitozan, insan vücudundaki tüm fizyolojik fonksiyonları regüle eden,
%100 doğal bir üründür
.
Dünyada çok popüler hale gelen Chitozan, insan sağlığı üzerinde geniş kapsamlı, dengeleyici bir etki yaratmaktadır.
Yaşlanma sürecini yavaşlatır, bağışıklığı güçlendirir
ve çeşitli rahatsızlıklara karşı önlem olarak kullanılabilir. Aynı zamanda vücudun
biyolojik ritmini regüle ederek
, hastalıkların
hızlı
bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur.
Bugün modern tıp bilimi tarafından "modern uygarlık hastalıkları" diye adlandırılan
hipertansiyon, damar,
kanser ve birçok alerjik ve bağışıklık hastalıklarını
belirli bir ölçüde önleyebilir ve hafifletebilir. Bugün kullandığımız ilaçların birçoğu çeşitli alerjik reaksiyonlar ve yan etkilere sahiptir. Örneğin;
başınız ağrıyor
, ağrı kesici ya da benzer bir ilaç aldınız, baş ağrısı geçti. Fakat mide bulantısı yaşamaya başladınız. Kısaca bir hastalığı önlediniz ya da iyileştirdiniz, ama aynı zamanda başka bir hastalığa yol açtınız. Chitozan Geleneksel Çin Tıp Teorisine dayanarak hazırlanan bir ürün olduğu için ve %100 doğal hammaddelerden üretildiği için,
yan etkisi
bulunmamaktadır. En önemlisi
Chitozan yalnızca belirli bir hastalığı iyileştirme konusunda değil, vücuttaki tüm biyolojik ve fizyolojik fonksiyonlar için de iyileştirici bir etki yaratmaktadır.
Biyolojik dengeyi en uygun seviyede tutabilme özelliğine sahip olan CHITOZAN'ın içeriği:
Kırmızı kabuklu yengeçlerin kabuklarından
elde edilen iki temel madde
Hitin
(CHI-TIN) ve CHITOZAN'dır.
Hitin, direkt zincir polmeri biçimindeki fibrine benzeyen 1000-3000 adet Sodyum- Glikoz'dan oluşur. CHITOZAN ise mono asetilleştirme ile yani asidin ayrıştırılması-hitin'den elde edilmiş bir maddedir. Hitin'in ayrışma seviyesi ne kadar yüksek ise ürünün etkisi o kadar büyüktür.
CHITOZAN'ın Seçkin Özellikleri:
1- Ürünün
ayrışma
derecesi %85'den daha fazla olduğu için
herhangi bir toksin
maddeyi kolaylıkla
absorbe
etmektedir. Vücutta çözünürken altı moleküllü, glikoaminden en aktif hal olan polimer hale geçerek
kanser hücreleri
ile savaşır.
2- Hitin, vücuttaki hücreleri ayırt edebildiği için,
antijen
oluşumunu engelleyebilir. Bu madde tamamen zararsız olduğu için vücut hücreleri ile tam olarak özleşebilir.
3- Hitin bir
liftir
. Pozitif iyonik diyetsel, selülozdur. Selülozu lifli gıdaların tüm özelliklerine sahiptir.
Sıvıyı emerek şişer
ve inanılmaz bir absorbisyon (emme) etkisi gösterir. Bu etki Chitozan'da, diğer lifli gıdalara göre çok daha yüksektir.
Zararlı maddeleri
mıknatıs gibi çekmektedir. Chitozan kendi ağırlığının yaklaşık sekiz katı kadar toksin, buna benzer maddeyi ve yağ moleküllerini absorbe edebilir ve
bağırsak yoluyla atılırken
sindirim fonksiyonunu hızlandırır.
Dışkının
bağırsaklardan geçiş süresini kısaltarak,
bağırsaktaki tansiyonu
düşürebilir. Kalın bağırsak kanserini önleyebilir. Vücuttaki enzimleri etkisi altına girerek çözünür ve tamamen asimile olabilir. Bu durum, en yüksek seviyede zenginleştirilmiş bu besin selülozunun en büyük farkıdır. Chitozan yapısal özellikleri sayesinde çok özel iyileştirici özelliklere sahiptir.
CHITOZAN NERELERDE KULLANILIR?
1-
KANSER HASTALIKLARINI İYİLEŞTİRMEDE YARDIMCI OLARAK KULLANILABİLİR:
Japon üniversitesinde bir profesör tarafından benzersiz bir deney gerçekleştirilmiştir. Kanser hücreleri alınıp,
farelerin vücuduna
yerleştirildikten sonra bu fareler
cilt kanserine
yakalanmışlardır. Bunun üzerine bilim adamları fareleri iki gruba ayırdılar. Birinci gruptaki fareler Chitozan ile tedavi edilirken, ikinci gruba hiç bir ilaç verilmedi. Deney sonucunda ilk gruptaki fareler tamamen
iyileşirken, ikinci
gruptakilerin hepsi öldü. Aynı deney
tavşanlar
üzerinde de yapıldı. Chitozan alan tavşanlardaki
kanserli hücrelerin,
normal hücrelere dönüşmesiyle bu tavşanlar
hastalıktan kurtuldu
. İnsanlar üzerinde yapılan araştırma ve deneylerde de Chitozan olumlu sonuç vermiştir.Kanser tarafından etkilenmiş hücrelerdeki CHITOZAN etkisi şu şekilde oluşmaktadır:
1-
Kanser hücrelerinin toksinlerini bastırarak onları ezer
.
Bilindiği gibi kansere yakalanan insanlar, hızlı bir şekilde kilo kaybetmeye başlarlar. Buna neden olan unsur, kanser hücrelerinin toksini serbest bırakmasıdır. Bu toksin, kan serumundaki Demir elementini azaltır ve anemi hastalığına yol açar. İştah kaybı başlar ve vücuttaki yağlar çözünmeye başlar. chitozan bağırsaklarda çözünerek, mono-moleküler mikro-grup şeklini alır. Sonra da kanser hücrelerine müdahale ederek, bu toksini ezer.
2-
Kanser hücrelerin yok edebilen lenfli hücreleri canlandırır
.
İnsan vücudunda birçok lenf hücresi yer almaktadır. Örneğin; NL-LAK hücreleri. Onların benzersiz özelliği ise, nomal hücreleri kanserli hücrelerden ayırt edebilmemeleri ve kanser hücrelerini yok edebilmeleridir. Lenf hücrelerinin vücutta en etkili olduğu PH ortamı 7.4 tür. Ancak kanser hücrelerinin etrafında daha asitli bir ortam oluşmakta, bu da lenf hücrelerinin faaliyetini durdurmaktadır. Chitozan kullanımı, bu ortamın PH dengesini gerekli seviyeye getirerek, lenf hücrelerini, kanser hücrelerinin yok edilmesine yardımcı olmak üzere faaliyete geçirir.
3-
Chitozan kanser hücrelerinin vücuttaki dolaşımını engeller
.
Kanser hücreleri kan damaları içerisinde hareket ederler. Damarların duvarlarında son araştırmalarda bulunmuş olan 5T4 adı verilen bir molekül bulunmaktadır. Bu molekülün yardımı ile kanser hücreleri, tüm vücuda yayılmaktadır. Chitozan damar duvarlarını sık bir şekilde yapışarak kanser hücrelerini bu moleküllerle temasını engeller.
2-
KOLESTEROL SEVİYESİNİ DÜŞÜRÜR:
Kolesterol kelimesi genellikle insanlarda
korku
yaratmaktadır. Birçok insan
enfarktüs miyokard, damar ve kalp
hastalıklarının kolesterol tarafından tetiklendiğini düşünmekte ve kolesterolü bir zincir olarak nitelendirmektedir. Halbuki vücutta belirli bir miktarda kolesterol bulunması şarttır.
Beyin, sinir hücrelerinin
ve birçok dokunun oluşması,
cinsellik hormonunun
salgılanması için gereken bu madde aynı zamanda karaciğerdeki
yağların
çözünümü ve sindirim için gereken safra asidinin oluşması için de önemli bir maddedir. Fakat vücutta
kolesterol miktarı
artınca o damar duvarlarına çökerek kan dolaşımını ayrıştırır ve
skleroza
yol açabilir.
a-
CHITOZAN VÜCUTTAKİ KOLESTEROLÜN EMİLİMİNE ENGELLEMESİ:
Gıda ile birlikte
alınan kolesterol
, enzimler ile gerçekleştirilen temastan sonra
kolesterin eter'e dönüşerek
bağırsak tarafından sindirilir. Kolesterolün enzimler tarafından sindirilmesi için etrafında belli bir miktarda
safra asidi
bulunması gerekmektedir.
Chitozan ise safra asidi
ile kaynaşarak onu
vücuttan çıkartır.
Yani kolesterolün etrafında safra asidi yokken enzimler, onu
kolester'in Eter'e
dönüştürememektedirler. Bu durumda kolesterol bağırsak tarafından sindirilememektedir.
b-
YAĞ ASİMİLASYONUNU ENGELLEMESİ:
Chitozan bir pozitif iyonik selüloz olduğundan, kolesterolün sindirimine engel olduğu gibi yağların asimilasyonuna da aynı şekilde engel olur. Yağlar, insan vücudunda yalnızca kolesterolde değil, aynı zamanda kanda ve proteinde de bulunmaktadır. Dolayısı ile kandaki yağ seviyesi düşerken,
kolesterol
seviyesi de düşmektedir.
c-
KOLESTEROL DÖNÜŞÜMÜNE YARDIMCI OLMASI:
Safra asidi, sindirim sisteminde yer alan en önemli sıvıdır. Kolesterolden oluşmaktadır. Safra kesesi belirli bir miktarda safra asidi içermektedir. Genelde safra asidini sindirim sürecindeki görevi tamamlandıktan sonra yeniden ince bağırsak tarafından emilerek, safra kesesine geri döner. Chitozan kolesterolün emilmememsi için safra asidi ile birleşerek vücuttan atılır. Safra asidi oluşması için vücudun HLD kolesterolüne ihtiyacı vardır. Kolesterol, karaciğerde HLD şeklini alır ve bu da kandaki LDL kolesterolün düşmesine neden olur.
3-
TANSİYONU DÜŞÜRÜR:
Yemeklerde kullandığımız
Klor ve Sodyum
içeren tuzun yüksek tansiyona neden olabileceği herkes tarafından bilinmektedir. Bu etkiyi yaratan Klor maddesidir.
Sodyumun
böyle bir olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Klor ise vücutta bulunan ACE hareketsiz enzim
ike reaksiyona
girerek onu aktif hale getirir. Bu enzimin hareketlenmesi tansiyonu yükseltmektedir.
Klor, negatif iyon
grubuna ait bir elementtir.
Chitozan pozitif iyonlu
bir madde olduğu için
Klor ile birleşerek dışkı
ile beraber onu
vücuttan atmaktadır
. Bu durum
tansiyonun yükselmesini önler.
4-
ŞEKER HASTALIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ:
Tokyo'daki Tarım akademisinde
Chitozan'ın şeker hastalığına
karşı etkisini kanıtlandığı bir deney gerçekleştirildi. Şeker hastalığı olan
siyah sıçanlara
Chitozan takviyeli
yem
verildi.
İdrardaki şeker
oranın azaldığı görüldü.
Aynı deney insanlar
üzerinde gerçekleştirildikten sonra, idrardaki
şeker
oranının düştüğü görüldü.
5-
YANIKLAR VE YARALAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ:
Chitozan ciltteki çeşitli hastalıkların hızlı bir şekilde giderilmesi etkisine sahiptir.
Japonya'da
bir hastanede
bedeninde çok ağır yanık
bulunan, derisinin %80'i olmayan bir
erkek çocuğunun
tedavisinde doktorlar
Chitozan'dan yapılan suni deri
kullanmışlardır. Birkaç ay sonra
derinin
kendini yenileyerek
yanıkların hiç bir izi
kalmadan yok olduğu gözlenmiştir. Böylesi mükemmel bir sonucun birkaç nedeni bulunmaktadır.
Chitozan'dan yapılan
suni deri, insan
vücudu tarafından kabul edilmekte, yanık bölgesine yerleşince gerçek deri ile çok kolay kaynaşmaktadır, çünkü bu suni deri insan derisine çok yakındır ve kaynaşması durumunda suni derinin çıkartılmasına hiç gerek kalmaz.
Chitozan, hücreleri canlandırarak, büyük miktarda
kolojen doku
üretmektedir. kolojen dokular ince bir
deri oluşturarak
izlerin yok olmasını sağlamaktadır.
Chitozan,
yaradan akan kanı
durdurur, yoğun kanamayı önler ve bunun yanı sıra yapılan araştırmalarda Chitozan'ın yaralanan bölgelerde ağrı kesici etkisi gözlenmektedir.
Not
:Kapsülün içindeki chitosanı yara veya sivilce üzerine dökün bir kaç saatte yaranın iyileştiğini kapandığını göreceksiniz.
6-
KARACİĞER FONKSİYONLARINI İYİLEŞTİRMESİ:
Japon bilim adamlarının Chitozan'ın
karaciğere etkisinin kanıtlayan
araştırmaları mükemmel bir sonuç verdi. Bu araştırmada
tavşanlara
yüksek miktarda
kolesterol içeren yem
verildi. Belli bir süre sonra tavşanlarda kolesterol ve nötr yağların seviyesinin yükselmesiyle
Hepatit ve Karaciğer
iç yağı toplanması gözlendi. Hasta karaciğer
bordoya kaçan kırmızı
bir renge dönüştü. Ardından hasta tavşanlara
Chitozan verilmeye
başlandı. Belli bir süre sonra karaciğer kahverengi bir renk alarak
tamamen iyileşti.
7-
VÜCUTTAKİ ALKALİ ASİT SEVİYESİNİN DENGELEYEREK BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRMESİ:
İnsan vücudunun çeşitli hastalıklardan koruması için alkali asidin vücudun çeşitli sıvılarında belli bir seviyede bulunması gerekmektedir.
Kandaki PH
dengesinin alkali seviyesi 7.4 civarında, diğer sıvıların ise 7.35 civarında bulunmaktadır. Kandaki bu seviye
hemoglobin
tarafından regüle edilmektedir. Vücuttaki başka sıvılardan alkali ortamı yumuşatıcı bir etkiye sahip başka bir madde bulunmaktadır. Sıvılarda çeşitli hücrelerin birbiri ile reaksiyona geçmesi sırasında moleküllerin hareketlenmesiden CO2 (Karbondioksit) oluşmaktadır. Yavaş-Yavaş birikim gerçekleşirken, vücut sıvılarının oksitlenmesine yol açar. Burada bahsettiğimiz bu oksitlenme durumunda, lenfli hücrelerin bağışıklık fonksiyonu azalmaktadır. Dolayısıyla vücudun bağışıklık sistemi hastalıklara yenik düşmektedir. Chitozan,
bağırsaktaki enzimler ve bakteriler
tarafından çözünerek emilir ve vücuttaki sıvıların
PH dengelerini 7.35'e
yani normal seviyeye ulaştırır. Bağırsak sistemini düzenli bir şekilde çalıştırır.
8-
VÜCUTTAKİ ZARARLI MADDELERİ ABSORBE EDEREK DIŞARI ATAR:
Teknoloji ile bilimdeki gelişme ve başarılar insanlara şüphesiz büyük bir yarar sağlamaktadır; ancak bu yenilikler aynı zamanda çok büyük zararlara neden olmuşlardır. İlk sıralarda yer alanlar ise
ağır metallerdir.
Ağır metaller insan vücudunu zehirleyerek, bugüne kadar görülmemiş hastalıklara yol açmıştır. Örneğin
Kadmiyum (CD)
zehirlenmesi
kemiklerde
çeşitli hastalıklara yol açmaktadır. Ya da cıva zehirlenmesi yüzünden çeşitli
ödem oluşumu
gerçekleşmiştir. Butün hastalıkların tedavisi modern tıp tarafından henüz etkili bir şekilde yapılamamaktadır. Ancak bu
ağır metallerin Chitozan
tarafından vücutta
absorbe
edilerek dışarı atıldığı,
modern tıp
tarafından kabul edilmektedir. Bunu kanıtlamak için yaşanmış bir olay örnek olarak gösterilebilir. 21 Haziran 1993 tarihinde Japon Gaztesi "ABSAHİ SİNBUN" ülkede gündeme gelen benzersiz bir olayı tüm Dünyaya duyurdu. O günlerde Rus Devlet Yönetimi bir operasyon yapmaya karar verdi: Daha önce meydana gelen bir kaza sonucu okyanus dibinde bulunan Nükleer bir denizaltının su yüzeyine çıkarılmayacaktır. Rus uzmanlar Japonyadan büyük miktarda Chitozan satın alıp onu, jöle haline dönüştürdüler. Denizaltının duvarlarının arasındaki boşluğu bu jöle ile doldurarak olası
radyasyon sızıntısını
engellemeyi umuyorlardı. Sonuç beklentilerden daha ümit vericiydi.
Chitozan radyasyon
etkisini tamamen yok etmişti. Bu olay dünya çapında sansasyonal bir etki yarattı.
9-
BEL VE SIRT AĞRILARINI GİDERİLMESİ:
Çin Tıbbı bölgesel kan dolaşımına büyük bir önem vermektedir. Konjesyon ve sıvı zehirlenmesi gibi terimleri yürürlüğe Çin tıbbı koymuştur. Konjesyon durumunda insan metabolizması yavaşlar,
vücut ateşi düşer
ve bitkinlik yaşanır. Sürekli olarak
üşüme hissi
oluşur.
Kas hücrelerinin
yeterince oksijen almaması bel ve sırt ağrılarına neden olur. Chitozan kullanılarak
kan damarları
genişletilir ve tam hacimli kan dolaşımı sağlanır.
|